IKBY ve BM'nin sığınmacı politikası: Behzad Mahmudi

Irak Kürdisan Bölgesel Yönetimi, Kürdistan’ın diğer parçalarından göç etmek zorunda kalan Kürtleri bir yük olarak görmeye, yasal ve hukuki haklar tanımamaya, ucuz iş gücü olarak kullanmaya devam etmenin yanı sıra Avrupa’ya göçün önünü açmaktadır.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanlarına uzun yıllardır Kürdistan’ın diğer parçalarından yoğun bir göç akını var. Türkiye’deki mevcut sistemin haklarında hapis cezası verdiği binlerce Kürt ile birlikte, DAİŞ vahşetinden sonra Rojavalıların da eklenmesinin ardından sayıları on binleri bulan siyasi sığınmacılar sorunu oluştu. Irak Anayasası’na göre statüsü kabul edilen ve tüm devletler tarafından tanınan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin meseleye dair hiçbir politikası bulunmamakta. Göçmenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için oluşturulacak kurum ve diğer olanakların yokluğu binlerce göçmeni mağdur etmeye devam ediyor.

Güney Kürdistan’da yaşanan mağduriyeti Rojavalıların durumuna daha yakından bakarak görebiliriz. DAİŞ vahşetinden sonra önemli sayıda Rojavalı ülkesini terk etmek zorunda kalarak Güney Kürdistan’a göç etmek zorunda kaldı. Rojava halkına ilk başlarda kısmi maddi yardımlar yapılmışsa da hukuki olarak onlar için hiçbir kimlik ve yaşam hakkı tanınmadı. Rojava halkı, Güney Kürdistan’da çocuk işçiliğin ve ucuz işçiliğin adı oldu. Sözünü ettiğimiz Rojava halkına yapılan yardımlar da Güney Kürdistan hükümeti adına değil, Barzani ailesinin adı ile gerçekleştirildi. Bu da bir hükümetin göç etmek zorunda kalan insanlara yapması gereken yardımların konusu değil, basit ve çiğ bir propagandanın malzemesi haline getirildi.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Kürdistan’ın diğer parçalarından sığınmaya gelen Kürtlere bakış açısını Mexmur mülteci kampında da görmek mümkün. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Mexmur mülteci kampına hiçbir statü vermeyerek kamp halkına mevcut hükümetin siyasi görüşlerine biat etmesini dayatıyor. Mexmur halkı hala kimliksiz ve statüsüz olduğu gibi iki yıldır 15 bin nüfuslu mülteci kampına ambargo uygulanıyor. Dışarıdan hiçbir ihtiyaç sokulamıyor, kent merkezlerinde çalışmak zorunda olan yoksul Mexmurlular gözaltına alınıyor, Mexmur’dan çıkmalarına izin verilmiyor. 

Güney Kürdistan’da yaşanan siyasi sığınma sorunu bugünlerde Rojhilatlı genç Behzad Mahmudi’nin bedenini ateşe vermesiyle tekrar gündeme geldi. Mahmudi, “Kürt sorunundan dolayı Güney’e sığındım, adli bir suçtan dolayı değil ulusal sebeplerden dolayı buradayım” dedi ve hak taleplerini karşılaması gereken BM’nin kendisine cevap olmadığını ifade etti. Yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı olarak kendisini yakacağını söyledi. BM personellerinin verdiği cevap ise, “Burada yakma, biraz uzaklaşıp yak” oldu. Mahmudi, BM binasının önünde bedenini ateşe verdi.  Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve BM, Behzad Mahmudi’nin yaşam ve barınma hakkını tanımayarak, buna uygun koşullar oluşturmayarak dünyanın gözü önünde bir suç daha işledi.

BM, Güney Kürdistan hükümeti ile uzlaşı halindedir. Gözetiminde olan Mexmur’da bile durum böyledir. Kuzeyli binlerce sığınmacıya, Rojavalı sığınmacılara, Rojhilatlı yoksullara hiçbir yaşam güvencesi verilmemektedir. Mültecilik statüsü tanınmamaktadır. Maddi ve manevi hiçbir destek sunulmamaktadır. BM, siyasi sığınmacıları ölüme terk etmektedir. Mülteciler ve siyasi sığınmacılar için ayrılan milyonlarca doları kendi içlerinde eritmektedirler.

Irak Kürdisan Bölgesel Yönetimi, Kürdistan’ın diğer parçalarından göç etmek zorunda kalan Kürtleri bir yük olarak görmeye, yasal ve hukuki haklar tanımamaya, ucuz iş gücü olarak kullanmaya devam etmenin yanı sıra Avrupa’ya göçün önünü açmaktadır. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi; Türkiye, Irak, İran ve Suriye egemen devletleri tarafından dört parçaya bölünen Kürdistan ülkesinden tüm Kürtlerin çıkarlarını savunmayarak Kürt ulusal tutumuna aykırı davranmaya devam ediyor. Diğer parçalardan göç etmek zorunda kalanlara karşı uygulanan tutum bunun en bariz örneklerinden yalnızca bir tanesidir.