Göçerten, göç edilen ve göç veren ülke: Türkiye

Göçmen sorunu, Türkiye’nin kullandığı ve kullanmaya devam ettiği bir koz gibi dursa da egemen siyasetin altından kalkamayacağı bir yüke dönüşecektir.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin hazırladığı bilançoya göre Türkiye’nin ve bağlı grupların işgal ettiği Efrîn’den 300 binden fazla yurttaş göç etmek zorunda kaldı. Göç eden yurttaşların tamamı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin çeşitli bölgelerine yerleştirildi. 9 Ekim 2019’da başlayan Serêkaniyê ve Gire Sipî işgali sonrasında ise resmi olmayan verilere göre 300 binden fazla yurttaş göç etmek zorunda kaldı.  Serêkaniyêli ve Girê Sipîli yurttaşların tamamı Özerk Yönetim bölgelerine yerleştirildi. Özellikle Heseke bölgesi, Serêkaniyêli yurttaşların yerleştirildiği çadır kentlere ev sahipliği yapıyor. Girê Sipîli yurttaşların çoğunluğu ise Reqa, Tebqa ve Minbic’e göç etmek zorunda kaldı.

Bölgelerinin tamamında düşük ya da yüksek yoğunluklu savaşın sürdüğü Özerk Yönetim, yaşanan göçlerle birlikte birçok açıdan zorluklar yaşıyor. Türkiye ve Suriye hükümetleri tarafından ambargo uygulanan bölge, savaşın sürdüğü yılların devamında birçok zorluk biriktirdi. Yurttaşlar, işgal edilen bölgelerden diğer bölgelere doğru yaşanan göçler sonrası başta konut sorunu olmak üzere yaşamsal sorunlarla karşılaştı. Göçmen çocukların eğitim meselesi, işsizlik, tüketim ürünlerindeki fiyat artışı gibi sorunlar devam ediyor.

Türkiye devleti, Suriye İç Savaşı’na dâhil olduğu dönemden beri bölgenin dengelerini kendi lehine değiştirmek için işgal başta olmak üzere birçok yöntem denedi. Uluslararası koşulların elverişli durumunu kullanan Türkiye, Suriye’nin fiili olarak bölünmesi anlamına gelebilecek uygulamaları günümüzde de sürdürüyor. İdlib, Cerablus, Azaz başta olmak üzere Suriye’nin çeşitli illerinde; Türkiye valiliklerine, kaymakamlıklarına, üniversitelerine bağlı kurumlar oluşturularak işgal resmileştirilmeye ve kalıcılaştırılmaya devam ediyor. Bu tür faaliyetler başta bölgenin demografik değişimine denk gelen faaliyetler ve yoğun göçlerle uygulanıyor. Türkiye eski ve yeni işgal ettiği bölgelerde yoğun göçlere sebep olarak sorunların artarak büyümesine imza atıyor.

Türkiye (Suriye ve Rojava’da yaşanan iç ve dış göçlere sebep olmak bir yana) Ortadoğu’nun birçok ülkesinden Avrupa’ya geçmek isteyen göçmenlere uyguladığı politika ile de gündem oluşturuyor.  Ortadoğu ülkelerindeki istikrasız durum, iç savaş veya başka sebeplerle oluşan Avrupa ülkelerinde yaşama isteği ile göç yollarına düşen milyonlarca insan Türkiye’yi bir durak olarak kullanıyor. Türkiye ise gün geçtikçe kitleselleşen göçmenleri özellikle Avrupa ülkelerine karşı bir koz olarak kullanıyor. Türkiye, göçmenlerin Avrupa’ya geçiş yollarının açılması tehdidiyle Suriye politikalarına diğer ülkelerin sessiz kalmasını sağlamaya çalışıyor. Aynı zamanda başta Suriyeliler olmak üzere göçmenleri paramiliter güçlere dönüştürerek Suriye, Libya ve Karabağ savaşlarında kullandı ve kullanmaya devam ediyor.

Suriye ve Rojava’da göçlere sebep olan ve milyonlarca Ortadoğulu için göç edilen bir ülke olan Türkiye son dönemlerde belediyeler eliyle Avrupa’ya gönderilen ve geri gelmeyen yüzlerce kişinin akıbetini tartışıyor. Türkiye aynı zamanda vatandaşları tarafından terk edilen bir ülke olarak gündemdeki yerini koruyor. Yapılan birçok ankette özellikle genç kuşak Türkiye’de yaşamak istemediklerini ve imkânları olursa Avrupa ülkelerine gitmek istediklerini belirtiyor. AKP’li belediyeler çeşitli organizasyonlarla yüzlerce insanı gri pasaportlarla Avrupa’ya götürdü ve giden insanların büyük çoğunluğu geri dönmedi. Türkiye’de siyasi baskıya ve şiddete maruz kalan milyonlarca Kürt, Alevi ve demokrat on yıllardır Avrupa’ya göçmek zorunda kalıyor.

Türkiye; Suriye ve Rojava’da insanları zorla göçerten, Ortadoğu ülkelerinden insanların göç etmek zorunda kaldığı ve aynı zamanda vatandaşlarının çeşitli sebeplerle göç ettiği bir ülke olarak bölgenin istikrarsızlığı ve kaosu içinde bulunuyor. Mevcut iktidar, bu kaosun ortasında halkların çektiği acıları durdurmak için tek bir önlem almak bir yana sorunların kemikleşmesi için tüm kozlarını kullanıyor. Göçmen sorunu, Türkiye’nin kullandığı ve kullanmaya devam ettiği bir koz gibi dursa da egemen siyasetin altından kalkamayacağı bir yüke dönüşecektir.