İnşaat fayanslarından kara kaleme: Çizerken yorgunluk hissetmiyorum

Çocukluktan itibaren inşaat sektöründe çalışmaya başlayan Ferdi Polat, “Ben seramik ve fayans işinde çalışmaya karar verdikten sonra, yaptığım iş bir çizim gibi gelmeye başladı, yani boş olan bir zemine eser bırakma olarak tarif edebiliriz. İki farklı dönem olan okul hayatım ve iş deneyimim karakalem çizimlerine başlamamda etkili oldu diyebilirim” ifadelerini kullanıyor.

Emrah Bakır

Gazete İsveç - Kendi sınırlarımız içinde anlamlandırmaya çalıştığımız yaşamımız, bizleri edebi olmaya sürükleyebilirken, geçen her an tutkuya dönüşen bir sanat anlayışını da beraberinde getiriyor. İmkânsızlıklar ve zor şartlar altında, bir kalem ve kâğıtla buluşan mürekkep bizleri bazen anılara bazen de tarih sahnelerine götürüyor. Memleketinden kilometrelerce uzakta inşaatlarda çalışarak yaşama tutunmaya çalışan Ferdi Polat; sabahları mala, kürek ve fırça ile başlayan işçiliği; akşamları ise ucunu defalarca törpülediği karakalemi ve çizmeye çalıştığı resimleriyle hayatın anlamını sorguluyor.  

“FAYANSLARIN ÇİZİMİ VE ÖLÇÜSÜ HOŞUMA GİTMİŞTİ”

Bize kendinden bahseder misin? Ne zamandan beri inşaat işçisi olarak çalışıyorsun? Başka herhangi bir işle uğraştın mı?

Öncelikle benimle konuşmak istediğiniz için teşekkür ederim. İlk defa röportaj vereceğim, bunun için de ayrı bir heyecan ve mutluluk var. Adım Ferdi Polat. 1996 yılında Ağrı'nın Diyadin ilçesinde dünyaya geldim. Kendimi bildim bileli hayvancılık ile uğraştım ve imkânlarımızın olmamasından dolayı ilkokulu ancak okuyabildim. Okulu bitirdikten sonra ağır iş koşulları olan inşaat mesleğine başladım. Zaten iş tercih edecek bir şansım da yoktu ve İzmir'e gelerek inşaatlarda amele olarak çalışmaya başladım.

2011 yılından beri çalışmaya devam ediyorum. Tabi ki o zamanlar daha küçüktüm ve iş ağır olduğundan dolayı zor geliyordu. Fakat yavaş yavaş hem hayata hem de işe alışıyorsun. Öncesinde Ağrı'da çobanlık yaptım ve benim için çok büyük bir zevkti. Bu iki işin dışında bir şeyle uğraştığımı söyleyemem.  Sevdiğim için seramik ve fayans işinde çalışmaya karar verdim. Tıpkı resimler gibi fayansların da hem çizimi hem ölçüsü çok hoşuma gitmişti. Hala çizimlerimi severek fayanslarda yapıyorum.

Karakalem çizimleri yapmaya ne zaman başladın?

Karakalem çizimine ilkokulda okuduğum sıralar başlamıştım. Öğretmenimiz okul duvarlarına resim yapıyordu. Muhakkak çocukken hepimiz rastlamışızdır öğretmenlerimizin ya da okulun yapmış olduğu bu tür resim yapma etkinliklerine. Bende ilk etkilenme orada başladı diyebilirim. Evet, gerçekten ağır iş koşulları var inşaatta, zamanım olmuyor ama pes etmiyorum, çizmeye devam ediyorum. Bazen yemek molasında ya da akşam koğuşlarımıza gittiğimizde zaman bulabildikçe üretmeye çalışıyorum.  Okul dönemim ilk uyanış zamanlarımdı. Ben seramik ve fayans işinde çalışmaya karar verdikten sonra, yaptığım iş bir çizim gibi gelmeye başladı, yani boş olan bir zemine eser bırakma olarak tarif edebiliriz. İki farklı dönem olan okul hayatım ve iş deneyimim karakalem çizimlerine başlamamda etkili oldu diyebilirim.

Bu çizimleri yaparken nasıl bir düşünce içinde oluyorsun? Bir anda mı yoksa üzerinde düşündükten sonra mı çiziyorsun?

Aslında bu çizimleri, yıllardır üzerine düşündüğüm bir durumu ya da beni etkileyen olayları, biraz da harmanlayarak çiziyorum. Anlık çizimlerim pek olmadı diyebilirim. Hayatımda ayrı bir yeri olan birinin sevgisi çok etkili oldu ve ‘kâğıt-kalemle anlatmalıyım’ diyerek, böyle düşünerek çizimler yapıyorum. Kısacası birine duymuş olduğum aşkı sözcüklerle değil, çizerek anlatırken kendimi daha iyi hissediyorum.

“ÇİZİM YAPARKEN YORGUNLUĞUMU HİSSETMİYORUM”

İnsan genellikle bu tür sanat işleri için inzivaya çekilir. Sen nasıl bir ortamda çalışıyorsun?

Bu sanatı yalnız ve sakin bir yerde yapmak isterdim. Ama siz de çok iyi biliyorsunuz ki inşaatta ve iş sonrasında rahat bir zamanımız olmuyor.  İnşaatta akşama kadar çalıştıktan sonra koğuşlarımıza çekiliyoruz. Günün vermiş olduğu yorgunlukla ya uykuya dalarız ya da her bir arkadaşımız farklı işlerle uğraşır. Ama ben çizim yapmayı sevdiğim için yorgunluğumu hiç hissetmiyorum. Aksine heyecan veriyor bana. Sesli bir ortam oluyor kaldığımız yer.  Ama tüm konsantremi o ortamda bulunan başka bir şeyin dağıtmasına izin vermeden yoğunlaşıp çiziyorum.  Aynı zamanda çalışmalarımı bazen yarıda bırakmak zorunda kalıyorum. Sonra müsait zamanımda tekrar çizmeye devam ediyorum.

“GÖRENLER BENİM ÇİZMEDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORDU”

Başka kişilerle çizimlerini paylaşma imkânın oldu mu? Olduysa tepkileri nasıldı?

Daha önce okulda yaptığım çizimleri arkadaşlarım ve öğretmenim ile paylaşmıştım.  Ama o zamanlar sıradan görürdük. Çünkü yaşama anlam vermek, zaman ve yaşanmışlık ister. Zamanla birinin çizimlerimi görüp olumsuz tepki vermesini istemiyordum. Dediğim gibi, hayata anlam kattıkça çizimlerimi sosyal medyada paylaşmaya karar verdim. Görenler benim çizmediğimi düşünüyorlardı ama kimseyi de ‘ben çizdim’ diye ikna etmeye çalışmadım. Çok beğendiklerini de dile getiriyorlardı. Karakalem ustalarıyla paylaştım ve çizimlerimi gördüklerinde şaşırdılar. Tek malzemem olan kurşun kalem ve kâğıtla çizdiklerim onları hayrete düşürmüştü. Eğitim almadan tek kalemle bu kadar güzel çizimler yapabilmemin yetenek olduğu söylemişlerdi.