AKP’nin karanlık Orta Doğu tablosu

Başından beri sömürgeci hayaller ile milyonlarca insanın ölmesine ve binlerce insanın topraklarından olmasına neden oldular.

Murat Azbay 

2011 yılından itibaren başta Suriye ve Mısır olmak üzere Arap coğrafyasında devam eden çatışmaları, yıllardır süren totaliter rejimlere karşı gerçekleşen bir isyanlar dizisi olarak görebiliriz. Ortadoğu'da devam eden isyanlar ve bunun neticesinde oluşan yönetim boşlukları uluslararası güçler için bulunmaz bir nimet sunmaya devam etti. Şu an sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte Suriye’de binlerce cihadistin yer almasına Katar, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran neden oldu. Ve her ülkenin uzay istasyon rolünde Rusya ve ABD yer aldı. AKP hükümeti, Neo-Osmanlı hayalleri ile Suriye politikasında Esad’ı halkın katili olarak görüp rejimle ilişkisini keserken; gerek askeri gerekse coğrafi olarak alana hakimiyetini sağlayan PYD, YPG ve SDG’yi de terörist olarak değerlendirip ilişkisini keserek Türkiye’de Kürt halkına yapılan özel savaş taktiğini derinleşen Orta Doğu krizinde kullanmaya başladı.

Bölgesel faktörler ve AKP politikaları

Türkiye 2011 yılından itibaren Esad rejimine karşı çıkan muhaliflere açıkça destek vermeye başladı. 2011 öncesi Suriye’de savaşa gönderilecek olan çetelerin İstanbul’da toplantılar yapıp ardından temsilciliklerle kurumsallaşmalarına yardımcı oldu. Suriye savaşında başından beri organik bağlantısı olduğu ÖSO’ya lojistik desteğini asla ihmal etmedi. Türkiye’de eğit donat projesine katılan çeteler 2015 yılından itibaren Suriye’de savaşta yer almaya başladı. Tam da bu şeytan üçgeni kıskacında yukarıda da belirttiğimiz gibi Suriye’de aktif olmak isteyen ABD, YPG’ye yönelirken Türkiye Suriye’de bir çıkmaza doğru girmeye başladı.

Rusya’nın Suriye Politikası

Başından beri Suriye’de etkin olan ve savaşı ilerleten Rusya, ABD’nin IŞİD’e karşı desteğini alan YPG ile Suriye alanında daralma yaşayacağını bildiği için Moskova hamlesini yapmaya başladı.  Rus uçağının düşürülmesi, büyükelçinin suikast sonucu öldürülmesi ve ABD’nin YPG’ye olan desteği Türkiye’yi Rusya’ya yakınlaştırdı.  2017 yılından itibaren Rusya ile Türkiye garantörlüğünde ve İran’ın da dahil olduğu Astana süreci başlamış oldu. Astana sürecinde Mayıs 2017’deki Suriye'de gerginliği azaltma amacıyla dört bölgenin  kurulması için girişimlere başlanması ve rejim güçleriyle muhalifler arasındaki çatışmaların görece hafifletilmesi takdir gördü. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları da Ekim 2017'den itibaren İdlib'deki gerginliği azaltma amacıyla, gözlem noktaları tesis etmek üzere bölgede konuşlanmaya başladı.

Rusya, Türkiye ve İran üçgeninde devam eden Suriye girişimleri cumhurbaşkanları düzeyinde de sürüyor. Erdoğan, Putin ve Ruhani'yi bir araya getiren ve ilki Soçi'de gerçekleşen üçlü zirvenin ikincisi de İstanbul'da yapıldı.

AKP’nin savaş hamleleri

YPG’nin Menbiç’i almasıyla  2016’da Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlatan Türkiye’nin alanı  işgal etmeye dönük projeleri, çetelerle birlikte sürdürülmeye çalışıldı. Cerablus hamlesi ile birlikte Türkiye “terör koridoru” adını  verdiği hatta yoğun saldırılar yapmaya başladı. Suriye hükümeti bu saldırıları “egemenlik ihlali” olarak nitelendirdi. 2017’den sonra Türkiye tampon bölge oluşturmaya hala devam etmektedir. Türkiye işgal alanını genişletmek amacıyla 2018 yılında adını “Zeytin Dalı” olarak nitelediği Afrin saldırısına başladı. Yapılan tüm saldırıların Kürt güçlerinin kazanım sahasına dönük olması temel hedefti. Ve Türkiye halen saldırılarını yoğun bir biçimde sürdürmeye devam ediyor.

Türkiye’nin Orta Doğu politikasındaki temel stratejileri 5 ana başlıkta ele alabiliriz:

1) Müslüman Kardeşler’i (İhvan) kullanarak, siyasi bir dayanak sağlamak

2) Sünni aşiret ve kabilelerin liderlerini bir araya getirip rejime karşı organize etmek

3) Cihadist guruplara silah, para, koruma ve kollama hizmeti vererek; yetinmeyip, ÖSO örneğinde olduğu gibi, onları eğitip-örgütleyerek ve yönlendirerek “saha”da güç edinmek

4) Esad rejimini ve yerel Kürt güçleri olan PYD ve YPG’yi “katil”, “terörist” ilan edip etmek

5) Milyonlarca Suriyeli sığınmacının Türkiye’ye gelmesini teşvik ederek, Suriye iç savaşına müdahale etmek

Başından beri sömürgeci hayaller ile milyonlarca insanın ölmesine ve binlerce insanın topraklarından olmasına neden oldular. Barış harekâtları diyerek tampon bölgelerle askeri üs sahalarını genişletme imkânına sahip olmaya devam ediyorlar. Türkiye’nin toplumsal mücadele alanlarında aldığı her yenilgiyi, “kırmızı çizgimizdir” diyerek saha dışına taşıma çabası, beraberinde savaş politikalarında ısrarı getirirken, öte taraftan iktidarın son kozlarını oynadığını da gösteriyor.

(Özgür Köşe'deki yazılarda bulunan ifadeler yazarına aittir. Gazete İsveç'in editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.)