Kadın raporu: İsveç 16 kategorinin 13'ünde başarısız

İsveç Kadın Lobisi ve yaklaşık 20 kadın örgütü tarafından hazırlanan ‘İsveç’te Kadınlar 2021’ başlıklı raporda, İsveç 16 kategoriden 13’ünde başarısız bulundu.

Filiz KAYA

İçerik Uyarısı: Haber, kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar konularını içerir!

Gazete İsveç - ‘İsveç’te Kadınlar 2021’ başlıklı rapor, İsveç’teki kadınların yaşam koşullarını Birleşmiş Milletler Kadın Sözleşmesi’ne dayanarak ele alıyor. 8 Mart’ta yayınlanan ve 18 Mart’ta web seminerle sunumu yapılan rapor, İsveç Kadın Lobisi ve yaklaşık 20 kadın örgütü tarafından hazırlandı.

‘İsveç’te Kadınlar 2021’ adlı ‘gölge’ ya da diğer adıyla ‘alternatif’ raporda İsveç’teki kadınların koşulları ayrımcılık, eğitim, iş ve iş piyasası, bakım ve sağlık, evlilik ve aile yaşamı, ekonomik ve sosyal haklar gibi 16 ayrı alanda değerlendirildi.

İSVEÇ 16 ALANIN 13’ÜNDE YETERSİZ

Raporda 1900’lü yılların ikinci yarısı boyunca kadın-erkek eşitliği alanında önemli gelişme ve ilerlemelerin yaşandığı belirtilirken bugün bu gelişmenin durduğu hatta bazı önemli alanlarda ciddi bir gerilemeye gidildiği ifade ediliyor. Raporda, kadınların eğitim seviyeleriyle orantılı olarak yaşam beklentilerinin azaldığı, kadın ve erkek maaşları arasındaki eşitsizliğin devam ettiği ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüzün arttığı bildiriliyor.  16 ayrı başlıkta değerlendirilen İsveç’in, sadece ‘uluslararası çalışma’, ‘politik ve resmi yaşam’ ile ‘yasalar önünde eşitlik’ alanlarında Kadın Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirdiği belirtiliyor.

Bunun yanında kadına yönelik ayrımcılık, kadın göçmenlerin durumu, eğitim ve iş yaşamı, kadına yönelik şiddet gibi alanlarda Kadın Sözleşmesi’nin yeterince uygulanmadığı vurgulanarak yasal alandaki ve uygulamadaki eksikliklere dikkat çekiliyor.

KIZ ÇOCUKLARINA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMARDA ARTIŞ

Erkek şiddetinin son yıllarda büyük bir artış gösterdiği İsveç’te 2019’da 16 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadına yönelik şiddet vaka sayısının 38 200 ve bildirilen cinsel suç sayısının 23 200 olduğu aktarılan raporda, pandemi sürecinde ise kadına yönelik şiddet ve cinsel suçlarda marjinal bir artış olduğu bildiriliyor.

Cinsel istismara uğrayan kız çocuklarının sayısında da ciddi bir artış var. Tecavüze uğrayan 9. sınıftaki genç kadınların oranı % 5 ve lise 2. sınıftaki genç kadınların oranı % 7. Bu oranların 2002’den beri ilk kez en yüksek seviyede olduğu belirtiliyor.

Raporda, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve cinsel saldırılarda ciddi bir artış yaşanmasına rağmen suçluların çoğu zaman sorgulanmadığı ve mahkûmiyet sayısının da çok düşük bir seviyede kaldığına vurgu yapılıyor. Son yıllarda yaşanan tecavüzlerde mahkûmiyet oranı sadece % 5.

CİNSİYET AYRIMI GÖZETMEYEN İFADELER

Raporda, son yıllarda resmi kurumlar tarafından kadın ve cinsiyet eşitliği üzerine yazılan yazılarda cinsiyet ayrımı gözetmeyen ifadelerin kullanıldığı, bunun da Kadın Sözleşmesi’ne aykırı olduğu belirtiliyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin artmasına yönelik önlemleri anlayabilmek ve uygulayabilmek için okulların bu perspektifle yönetilmesi ve müfredatın/eğitimin -okul öncesi eğitimden başlayarak- buna uygun olması gerektiğine ve alandaki eksikliklere değinilen raporda, örnek olarak müfredatta ‘kızlar’ ve ‘erkekler’ tanımlarının kullanılmadığı, onun yerine ‘çocuklar ve öğrenciler’ tanımının tercih edildiği durumda bunun okuldaki cinsiyet eşitliği sorunlarını görünmez kıldığı ifade ediliyor. Raporda buna ek olarak, Polis ve Sosyal Sağlık Genel Müdürlüğü gibi kurumların da aralarında bulunduğu pek çok resmi kurumun ‘kadına yönelik erkek şiddeti’ yerine ‘yakın ilişkide şiddet’ kavramını kullanmasının, kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddeti önlemeyi ve şiddete uğrayan kadın ve çocuklar için gerekli önlemlerin alınmasını daha da zorlaştıracağı vurgulanıyor.

İsveç Ayrımcılık Yasası’na göre işverenin ve eğitimcilerin ayrımcılığı önlemedeki aktif sorumluluklarına değinilen raporda İsveç’in kadınları ve çocukları dijital ortamdaki ayrımcılık, taciz ve şiddetten koruyan kanun ve önlemlerden de yoksun olduğu belirtiliyor.

GÖÇMEN KADINLAR

Kadın mültecilerin iltica gerekçelerinin incelenmesinde eksiklerin olduğu, özellikle kadın haklarının çok daha sınırlı olduğu ülkelerden gelen kadınların iltica gerekçelerini -özellikle cinsel şiddet- anlatmakta güçlük çektiği ama bunun İsveç Göç Kurumu tarafından hesaba katılmadığı ve kadınlara ‘yeterli gerekçelere sahip olmadıkları’ gerekçesiyle sığınma hakkı tanınmadığı da raporda geçen ifadeler arasında.

Kadın ve erkek çalışan arasındaki ücret eşitsizliğinin son üç yılda daha da derinleştiği kaydedilen raporda, daha çok erkeklerin olduğu meslek gruplarının -daha değerli kabul edilerek- ücretlerinin yüksek olması üzerinden kadınlara yönelik değer ayrımcılığına vurgu yapılıyor. Ayrıca devamında, kadınların yoğun olarak çalıştıkları meslek gruplarında ağır iş yükü, yoğun stres ve güvencesiz istihdamın kadınların sağlığını olumsuz etkilediğine de vurgu yapılıyor. Raporda, cinsiyet ayrımına ek olarak yurtdışı doğumlu kadınların ve erkeklerin daha düşük ücretli işlerde çalıştırıldığına da değiniliyor. 

Kadın sağlığının; kadın hastalıkları, doğum sürecinde bakım, yaşlı bakımı gibi pek çok açıdan değerlendirildiği raporda, kadınların erkeklere oranla daha uzun bekleme süreleriyle daha sınırlı bakım aldığı,  kadınların psikolojik sağlığının erkeklere oranla iki kat daha bozuk olduğu, cinsel saldırıya uğrayan kadınlara yönelik uzman kliniklerin eksikliği yer alan bilgiler arasında.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.